DEĞİŞEN AİLE YAPIMIZ

Aile, bireylerin birbirlerine akrabalık bağıyla bağlı olan, geçmişten günümüze maddi ve manevi değerleri kuşaktan kuşağa aktaran toplumun en küçük yapı taşıdır. 

Aile, bireylerin birbirlerine akrabalık bağıyla bağlı olan, geçmişten günümüze maddi ve manevi değerleri kuşaktan kuşağa aktaran toplumun en küçük yapı taşıdır. Türk toplumunun eskiden beri süregelen toplum olma anlayışının temeli aile olmaktır. Aile olmanın da şartı bireyler arasında kan bağı olması, birlik ve beraberlik içerisinde yaşaması üzerine kuruludur.

Türk toplumu, dünyanın köklü ve sağlam aile geleneklerine sahip toplumlarından birisidir. Ancak Sanayi Devrimiyle birlikte Türk toplumunda da gelenek ve değerlerin değişimi söz konusu olmaya başlamıştır. Bu değişim beraberinde bireylerin köyden kente göç etmesi aynı zamanda makineleşme ve teknoloji ile Türk toplumunun aile yapısını etkilemeye başlamıştır. Kültürel ve ahlaki değerlerin yozlaşması, milli ve manevi değerlerin yoksunluğu zamanla aile toplumunu etkisi altına almış, teknolojinin de etkisi altında kalan aile bireyleri aynı çatı altında bile bölünmeye, yalnızlaşmaya, başına buyruk yaşamaya yüz tutmuştur.

Aile yapısının bazı olumsuz etkiler altında kalması sonucunda ailelerin parçalanması ve boşanma oranlarının artması söz konusu olmaktadır. Bunun haricinde evlenme oranlarının da düşmesi Türk toplumunun temelini oluşturan en küçük yapı taşının tahrip olduğunun bir göstergesidir. Son yapılan araştırmalar da bunu kanıtlar niteliktedir.

TUİK verilerine göre 2016 yılında evlenen çiftlerin sayısı 594 bin iken, 2017 yılında evlenen çiftlerin sayısı %4,2 azalarak 569 bine gerilemiştir. Yine aynı kurumun yaptığı araştırmalara göre 2016 yılında 126 bin çift evliliklerini sonlandırırken, 2017 yılında %1,8 artarak 128 bin çift evliliğini sonlandırmıştır.

Bu oranlara bakarak evvela evlenmeyen bireylerin neden evlenmedikleri veya evlenmek istemedikleri üzerinde durmak gerekirse; işsizlik, ekonomik sorunlar, sorumluluk almaktan kaçınma, hayat arkadaşı bulamama, azalan temel güven duygusu, belirsizlikler ve çeşitli sebeplerden dolayı evliliğin sürekli ertelenmesi (askerlik, eğitim süresinin uzaması, iş kurma vs.) gibi sebepler sayılabilir. Boşanma oranlarına da değinecek olursak; şiddetli geçimsizlik, aldatma, bağımlılıklar, ekonomik geçimi sağlayamama, kültür farkı, taciz, sağlık problemleri öne çıkan başlıca boşanma nedenlerindendir.

Türk toplumundaki geniş aileden çekirdek aileye geçişler artarken yalnız yaşayan bireylerin oranlarının da artması, Türk toplumunun; dünyanın köklü ve sağlam aile geleneklerine sahip toplumlarından biri olma özelliğini günden güne yitirmektedir.

 

Göksel YILDIRIM