Birinin mesajınıza geç cevap vermesi bütün gününüzü etkiliyor mu? Küçük bir eleştiriyi saatlerce düşünüyor, insanların size karşı tavırlarında en ufak bir değişiklik olduğunda “Acaba yanlış bir şey mi yaptım?” diye sorguluyor musunuz
Başkaları için sıradan görünen bir yorum, sizin için yoğun bir değersizlik veya reddedilmişlik hissine dönüşüyorsa bunun arkasında reddedilme hassasiyeti olabilir.
Reddedilmek çoğu insan için rahatsız edici bir deneyimdir. Ancak bazı kişiler olası bir reddedilme ihtimaline karşı çok daha duyarlıdır. Bu durum kişinin ilişkilerini, özgüvenini ve günlük yaşamını etkileyebilecek bir döngüye dönüşebilir.
Peki reddedilme hassasiyeti nedir, neden ortaya çıkar ve en küçük eleştiri neden bu kadar ağır gelir?
Reddedilme hassasiyeti, kişinin sosyal ilişkilerinde reddedilmeye karşı yoğun bir beklenti ve duyarlılık geliştirmesi ve belirsiz davranışları dahi reddedilme işareti olarak yorumlamaya eğilimli olmasıdır.
Örneğin bir arkadaşınız mesajınıza birkaç saat cevap vermediğinde “Muhtemelen meşgul” diye düşünmek yerine;
“Benden sıkıldı.”
“Kesin yanlış bir şey söyledim.”
“Artık benimle görüşmek istemiyor.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Buradaki temel problem yalnızca reddedilmekten hoşlanmamak değildir. Kişi henüz gerçek bir reddedilme gerçekleşmeden bile bunun gerçekleşeceğini bekleyebilir ve karşısındaki kişinin davranışlarını bu beklenti üzerinden yorumlayabilir.

Reddedilme hassasiyeti kişiden kişiye farklı şekillerde görülebilir. En sık karşılaşılan belirtiler arasında şunlar bulunabilir:
Bu davranışlardan birkaçının bulunması tek başına psikolojik bir problem olduğu anlamına gelmez. Önemli olan bu düşünce ve davranışların ne kadar yoğun olduğu ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Eleştiri yalnızca söylenen kelimelerden ibaret değildir. Kişinin eleştiriyi zihninde nasıl yorumladığı da verdiği duygusal tepkiyi belirler.
Örneğin bir iş arkadaşınızın;
“Bu kısmı biraz daha düzenleyebiliriz.”
demesi objektif olarak yapılan işle ilgili bir geri bildirim olabilir.
Ancak reddedilme hassasiyeti yüksek olan biri bunu;
“Yetersiz olduğumu düşünüyor.”
“Başarısız oldum.”
“Beni beğenmiyor.”
şeklinde yorumlayabilir.
Böylece davranışa yönelik küçük bir eleştiri, kişinin zihninde doğrudan kendi değerine yönelik bir eleştiriye dönüşebilir.
Bu nedenle yaşanan duygunun yoğunluğu bazen olayın büyüklüğünden değil, olayın kişi için taşıdığı anlamdan kaynaklanır.
Reddedilme hassasiyetinin tek bir nedeni yoktur. Geçmiş deneyimler, öğrenilmiş düşünce biçimleri, kişinin kendisini nasıl değerlendirdiği ve ilişkilerindeki deneyimleri birlikte rol oynayabilir.
Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde sık eleştirilmek, duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, dışlanmak, akran zorbalığı yaşamak veya sevgi ve kabulün koşullu olduğunu hissetmek bazı kişilerde reddedilmeye karşı daha hassas bir yapı gelişmesine katkıda bulunabilir.
Geçmiş ilişkilerde yaşanan aldatılma, terk edilme, değersizleştirilme veya ani ayrılıklar da kişinin sonraki ilişkilerinde reddedilme ihtimaline karşı daha tetikte olmasına neden olabilir.
Ancak reddedilme hassasiyeti yaşayan herkesin geçmişinde mutlaka belirgin bir travmatik deneyim bulunması gerekmez.
Reddedilme Hassasiyeti ve Özgüven Arasındaki İlişki
Kişinin kendi değerini büyük ölçüde başkalarının değerlendirmelerine bağlaması, eleştirinin çok daha ağır hissedilmesine neden olabilir.
“Ben değerliyim” düşüncesi yerine;
“İnsanlar beni beğeniyorsa değerliyim.”
şeklinde bir değerlendirme geliştiğinde kişinin ruh hali çevresindeki insanların davranışlarına daha bağımlı hale gelebilir.
Bir iltifat kişiyi çok iyi hissettirirken küçük bir eleştiri aynı kişinin kendisini tamamen yetersiz hissetmesine yol açabilir.
Bu nedenle reddedilme hassasiyetiyle çalışırken kişinin yalnızca ilişkileri değil, özdeğer algısı da önem taşır.
Reddedilme korkusu özellikle romantik ilişkilerde belirginleşebilir.
Partnerin normalden daha sessiz olması, mesajlara geç cevap vermesi veya yalnız kalmak istemesi;
“Benden soğudu.”
“Artık beni sevmiyor.”
“Kesin ayrılmak istiyor.”
gibi düşünceleri tetikleyebilir.
Kişi bunun sonucunda sürekli güvence isteyebilir, partnerinin davranışlarını analiz edebilir veya ilişkinin devam edip etmediğini sık sık sorgulayabilir.
Bazı kişiler ise tam tersine reddedilmemek için insanlardan uzak durmayı tercih eder.
“Nasıl olsa sonunda beni bırakacak.”
düşüncesiyle yakınlık kurmaktan kaçınabilir veya ilişki ciddileştiğinde geri çekilebilir.
Dolayısıyla reddedilme hassasiyeti yalnızca birine fazla bağlanmak şeklinde değil, yakınlıktan kaçınmak şeklinde de görülebilir.
Reddedilmekten yoğun şekilde korkan kişiler bazen çevrelerindeki insanların kendilerinden memnun kalmasını sağlamaya çalışabilir.
İstemediği halde “evet” demek, kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmak, tartışma çıkmasın diye düşüncelerini söylememek veya sürekli karşı tarafın beklentilerine göre hareket etmek zamanla bir people pleasing (insanları memnun etme) döngüsüne dönüşebilir.
Kısa vadede çatışmadan kaçınmayı sağlayan bu davranış, uzun vadede kişinin kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını ihmal etmesine neden olabilir.
Hayır. Birbirleriyle ilişkili olabilseler de aynı kavram değildir.
Sosyal kaygıda kişinin başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme, küçük düşme veya utanç verici bir durum yaşama korkusu daha belirgin olabilir.
Reddedilme hassasiyetinde ise kişinin özellikle reddedilme işaretlerini bekleme, hızlı fark etme ve bunlara yoğun tepki verme eğilimi ön plandadır.
Bir kişide her iki durumun özellikleri de aynı anda bulunabilir.
Reddedilme hassasiyeti tek başına bağımsız bir psikiyatrik tanı değildir. Daha çok kişinin reddedilme ihtimalini algılama ve buna tepki verme biçimini açıklamak için kullanılan psikolojik bir kavramdır.
Bu nedenle internette karşılaşılan belirtiler üzerinden kişinin kendisine tanı koyması doğru değildir.
Yoğun reddedilme korkusunun arkasında farklı psikolojik süreçler bulunabileceğinden, kişinin yaşamını önemli ölçüde etkileyen durumlarda bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirme yapılması daha sağlıklıdır.
İlk adımlardan biri, yaşanan olay ile olay hakkında yapılan yorum arasındaki farkı fark etmektir.
Örneğin;
Gerçek: “Mesajıma üç saattir cevap vermedi.”
Yorum: “Artık beni istemiyor.”
Bu iki cümle aynı şey değildir.
Kişi kendisine şu soruları sorabilir:
Amaç bütün olumsuz düşünceleri zorla olumlu hale getirmek değil, düşünceleri daha gerçekçi biçimde değerlendirebilmeyi öğrenmektir.
Eleştiri almak hiçbir zaman tamamen keyifli olmak zorunda değildir. Ancak eleştiriyi kişinin bütün kimliğine yönelik bir saldırı olarak görmek yerine belirli bir davranışa veya duruma ilişkin geri bildirim olarak değerlendirebilmek öğrenilebilir.
“Bir konuda hata yaptım” ile “Ben başarısız biriyim” arasında önemli bir fark vardır.
Benzer şekilde;
“Bu kişi davranışımı beğenmedi” ile “Kimse beni sevmiyor”
aynı anlama gelmez.
Bu ayrımı yapabilmek, eleştiri sonrasında ortaya çıkan yoğun değersizlik hissinin azalmasına yardımcı olabilir.
Reddedilme hassasiyeti;
bir psikolog desteği değerlendirmek faydalı olabilir.
Psikolojik destek sürecinde kişinin reddedilmeye ilişkin düşünceleri, geçmiş ilişki deneyimleri, özdeğer algısı, duygusal ihtiyaçları ve ilişki kurma biçimleri ele alınabilir.
Reddedilme hassasiyeti zamanla kişinin yalnızca romantik ilişkilerini değil; arkadaşlıklarını, iş hayatını, sosyal ilişkilerini ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de etkileyebilir.
Her davranışı reddedilme işareti olarak yorumlamak, kişinin sürekli tetikte hissetmesine ve zihinsel olarak yorulmasına neden olabilir.
Eğer eleştirilme veya reddedilme korkusunun günlük yaşamınızı ve ilişkilerinizi önemli ölçüde etkilediğini düşünüyorsanız profesyonel psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz.
APA Psikoloji ve Danışmanlık bünyesinde özdeğer, ilişki problemleri, kaygı, reddedilme hassasiyeti ve kişilerarası ilişkiler üzerine psikolojik destek süreci planlanabilir.
Reddedilme hassasiyeti, kişinin reddedilmeyi yoğun şekilde beklemesi, olası reddedilme işaretlerine karşı hassas olması ve bu durumlara güçlü duygusal tepkiler verebilmesiyle ilişkili bir kavramdır.
Eleştirinin kişinin zihninde yalnızca davranışına yönelik bir geri bildirim değil, kendi değerine ilişkin bir değerlendirme olarak algılanması eleştirinin çok daha ağır hissedilmesine neden olabilir.
Geçmiş deneyimler, reddedilme beklentisi veya yoğun kaygı nedeniyle belirsiz durumlar olumsuz yorumlanabilir. Mesaja geç cevap verilmesi tek başına karşı tarafın sizi reddettiğini göstermez.
Herkes için geçerli tek bir yöntem bulunmaz. Düşünce ve gerçekleri ayırmayı öğrenmek, özdeğer üzerinde çalışmak, sağlıklı sınırlar geliştirmek ve kişinin ilişki örüntülerini fark etmesi sürece yardımcı olabilir. Yoğun ve tekrarlayan durumlarda psikolojik destek değerlendirilebilir.